Diyet kelimesi herkesi korkutuyor ve ne yazık ki dar bir kalıba sıkıştırılmış bir kelime olarak akılda kalmaya devam ediyor. Beslenme konusunda doğru bildiğimiz yanlışları Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz'dan öğrenelim.Diyet kelimesi herkesi korkutuyor ve ne yazık ki dar bir kalıba sıkıştırılmış bir kelime olarak akılda kalmaya devam ediyor. Özellikle de dengeli ve sağlıklı beslenip formlarını da korumak isteyenler, kendilerini sıkıştırılmış çerçeveler içindeki programlara mahkum ediyorlar.Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz Akşam gazetesine yaptığı açıklamada, dengeli ve sağlıklı beslenmek isteyenlerin uygulayabilecekleri diyet beslenme programının insanların açlıktan ölmesi anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Diyetin daha çok sağlıklı yiyeceklerin bolca tüketildiği yeni bir yaşam tarzına geçme olayı olduğunu ifade eden Yılmaz, “Daha az değil, daha çok yemelisiniz” diyor.Kalorileri saydığınız diyetler, sadece belli yiyecekleri tükettiğiniz diyetler, hatta yüksek proteinli ve karbonhidratsız diyetler birkaç hafta için ya da birkaç ay için kilo vermenizi sağlar. Ancak uzun dönemde bu gelip geçici moda diyetleri sürdüremezsiniz çünkü bir süre sonra verdiğiniz kiloları geri alırsınız ve vücudunuz için hiç iyi bir şey yapmamış olursunuz. Moda diyetler mutlaka size bir şeyleri yasaklar ve bu da genellikle vücudunuzun ihtiyaç duyduğu bir besini içermektedir. Oysa sağlıklı besinlerle aç kalmadan vücudu formda tutabilmek ve kilo vermek mümkün… Aylin Yılmaz'ın hayatınızın beslenme penceresini şöyle aralıyor:Vücudumuzda ortalama 100 trilyon hücre vardır. Her bir hücre en iyi şekilde çalışabilmek için düzenli besine ihtiyaç duyar. Yiyecekler tüm hücreleri etkiler; ondan da öte varlığımızı, ruh halimizi, enerji düzeyimizi, düşünme kapasitemizi, uyku kapasitemizi, genel sağlığımızı etkiler.
SAĞLIKLI YİYECEKLER
Doğal, organik besinler, tam tahıllardan yapılmış ürünler, çavdar ekmeği, çiğ sebze ve meyveler, doğal olan paketlenmiş besinler, balık -bitkisel proteinler- bitkisel yağlar.Etkileri:Stres düzeyinizi düşürür.Mutlu olmanızı sağlar.Düşünme gücünüzü arttırır.Kaliteli bir yaşam sağlar.Kalbinizin daha sağlıklı çalışmasını sağlar.
SAĞLIKSIZ YİYECEKLER
Fazla pişmiş sebzeler, basit şekerli karbonhidrat karışımları - tatlılar, beyaz undan yapılmış gıdalar-, şeker, kızartılmış tüm ürünler, aşırı tuzlu -tatlı abur cuburlar, hormonlu besinler.Etkileri:Yaşlanmayı hızlandırır.Konsantrasyonunuzu bozar.Ruhsal çalkantılara neden olur.Şişkinlik, gaz, kramp gibi sindirim sisteminde bozukluklara neden olur.Bağışıklık sisteminizi zayıflatır.Kilo almanıza neden olur.Bazı hastalıklara zemin hazırlar (kalp damar hastalıkları, diyabet, obezite).
ÇİĞ VE CANLI YİYECEKLER
Çiğ meyveler-sebzeler-filizlendirilmiş bakliyat, tahıl ve tohumların hepsi besin enzimleri içerir. Vücudumuzu canlandırması, enerji vermesi ve metabolizmamızı dengelemesi için bol miktarda besin enzimine ihtiyacımız vardır.Ayrıca vitamin ve mineral için de çiğ besinlere ihtiyacımız vardır. Vücutta kimi vitamin ve minerallerin eksikliği de kilo alımına neden olabiliyor. Özellikle de magnezyum, kalsiyum ve potasyum.
MİNERAL EKSİKLİĞİ
Magnezyum, şeker krizine neden olabilir.Kalsiyum, metabolizmadaki enzimlerin hareketini engeller. Çok et tüketen bireylerde kalsiyum azalır. Potasyum, eksikliğine şişman kişilerde sık rastlanır. Çünkü bu kişiler genellikle çok kahve, şeker ve alkol veya aşırı tuz tüketebiliyorlar. Bazen de zayıflamak adına idrar söktürücü veya müshil kullanabiliyorlar.Sağlıklı besinler;
ÇİĞ VE CANLI BESİNLER -KARBONHİDRATLAR -DOĞAL BESİNLER -YAĞLAR -PROTEİNLER -İŞLENMEMİŞ BESİNLER MİNERALLER ZENGİN BESİNLER
MAGNEZYUM: Yonca, badem, elma, avokado, tam pirinç, hurma, kereviz, balık, maydanoz.
KALSİYUM: Süt ve süt ürünleri, susam, tahin, ayçiçeği, karalahana, karnabahar, brokoli.
POTASYUM: Kayısı, muz, morina balığı, bezeyle, ıspanak, tam tahıllar, maydanoz, somon balığı, havuç.
DOĞAL BESİNLERDoğal ve organik besinler yetiştirilme ve üretim sırasında kimyasal maddelerden uzak tutulmuş besinlerdir. Yediğimiz besinlerin, yetiştiği topraklarda kimyasal maddeler kullanıldıysa veya herhangi bir nedenle kimyasallarla işlendiyse yiyeceklerle bulaşan toksik kalıntılar vücuda zarar verebilir.
YAĞLAR
Yağ bakımından zengin olan doğal yiyecekler vardır; avokado, badem, zeytinyağı, ceviz, balık, fındık, çekirdek… Bunlar kilo vermeye yardımcı olan, kolesterolü düşüren, bağışıklık sistemini güçlendiren ve üreme organlarıyla saç, cilt ve kemik dokularını canlandıran, vücudumuzu nemlendiren sağlıklı yağlar içerirler. Bu yağlar vücudun yağı metabolize etmesine (emmesine) yardımcı olur. Özellikle; keten tohumu, avokado, kabak çekirdeği, ceviz, fındık, su yosunları esansiyel yağ asitlerinden çok zengindir.
PROTEİNLER
Bitkilerle alınan proteinler vücut tarafından kolaylıkla parçalanır. Bitkisel proteinlerden faydalanmalısınız. Özellikle kuru baklagillerden. Ayrıca tahıl, çavdar da olabilir. Bunun yanı sıra hayvansal proteinler de vücutta bulunmayan aminoasitler için çok önemlidir. Bazı günler kırmızı yağsız et tüketebilir çoğunlukla da balığa yönelebilirsiniz.
KARBONHİDRATLAR
Basit şeker (rafine şeker) eklenmemiş besinler; meyveler, tam tahıllardan yapılan ekmekler, çavdar ekmeği, tam tahıllar, pirinç, sebzeler. Bu sağlıklı karbonhidratların (kompleks karbonhidratlar) içerdiği doğal şeker, vücut tarafından kolaylıkla ve yavaş yavaş emildiğinden hem beyin fonksiyonlarınızı ve ruh halinizi dengelerler hem de yararlı enerjiye dönüşürler. Bu karbonhidratlar besleyici özelliklerini kaybetmemişlerdir.
HANGİSİ, NEYE FAYDALI?TAM ARPA:
Mide ve sindirim sistemi için önemlidir. Hazımsızlık problemlerine iyi gelir.
TAM PİRİNÇ:
Özellikle sinir sitemi ve sindirim sistemine faydalıdır. Uzun pirinç yazın serin tutması için tüketilebilir.
YULAF:
Esansiyel yağ içerir. Kilo verdiren yağlara sahiptir. B kompleks vitaminlerden zengindir. Sinir sistemi için yararlıdır ve kemikleri güçlendirir.
ÇAVDAR:
Karaciğer için harika bir besindir. Baş ağrısı için çavdar suyu alternatif olarak kullanılabilir.
KARABUĞDAY:
Gluten içermez, alerjik reaksiyonlara neden olmayan mineralden fazlasıyla zengin bir besindir. Yüzde 20 civarında protein içerir. Kan dolaşımını arttıran ve damarları güçlendiren bioflavanoid içerir. Varis problemlerine karşı yardımcı olabilir özellikle salatalara katılabilir.
13.06.2008
Diyetlerle ilgili yanlış bilgiler
11.06.2008
YAZLİK BİR BLUZ ÖRNEĞİ
Gönderen
hobilerim
zaman:
6/11/2008
0
yorum
Etiketler: KADINCA, ÖRĞÜLER, YAZLIK BLUZ ÖRNEĞİ
YAZLIK BLUZ ÖRNEĞİ
Gönderen
hobilerim
zaman:
6/11/2008
1 yorum
Etiketler: KADINCA, ÖRĞÜLER, YAZLIK BLUZ ÖRNEĞİ
6.05.2008
PSİKOLOJİ
Psikoloji Nedir?
İnsan ve hayvan davranışlarıyla ve bilişsel süreçleriyle ilgilenen psikoloji biliminin 125 yıllık bir tarihi vardır. Bu genç yaşına rağmen psikoloji, biyolojiden sosyolojiye kadar uzanan oldukça geniş kapsamlı bir alandır. Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını ve bu davranışlarla ilintili psikolojik, sosyal ve biyolojik süreçleri inceleyen bir alandır. Bir meslek olarak ise psikoloji, psikoloji bilgilerinin insan sorunlarını çözmek için kullanılmasıdır. Bu bilginin kullanılması psikolojinin alt alanlarına göre değişmekle birlikte dili iyi kullanma, araştırma, istatistiksel analiz ve empati gibi bazı özel beceri ve yetenekleri gerektirir.
Psikoloji Sözlüğü
ADRENALİN(epinefrin): Böbreküstü bezlerinde üretilerek korku veya öfke gibi stres ortamlarında kan dolaşımına giren ve vücudun tamamında, kaçma veya kavga tepkisini başlatan özel alıcıları harekete geçiren bir madde.
AİLE TERAPİSİ: Ailenin tek bir üyesi yerine tüm üyelerini ele alan ve terapiye tabi tutan çok çeşitli terapi türleri için ortak ad.
AKUT STRESS BOZUKLUĞU: Ağır bir fiziksel ya da ruhsal örselenmeye karşı gelişen, geçici bir bozukluktur. Halk arasında “çılgınlık geçirme” diye bilinen durumdur.
ALZHEİMER: Zihinsel faaliyette kötüleşme, beyin hücrelerinde bozulma, ağır hafıza kaybı, kafa karışıklığı, davranış bozuklukları ve kişilik değişmeleri ile belirginleşen ve hastanın işlev kaybı sonucu başkalarına bağımlı hale gelmesine yol açan, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan kronik, ilerlemeli, geri dönüşümsüz, ölümcül bir organik hastalık.
ANKSİYETE: En genel anlamıyla tehlike veya talihsizlik korkusunun ya da beklentisinin yarattığı bunaltı veya tedirginlik; mantıkdışı korku.
ANTİDEPRESAN: Genellikle depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların ortak adı.
ANTİSOSYAL DAVRANIŞ: Geleneklere, toplumda kabul gören standartlara ve ahlaki ilkelere ters düşen davranışlar. Başkalarının kişiliğine veya malına kayıtsızlık, suç davranışları, sahtekarlık veya istismar buna birkaç örnektir.
BENZODİAZEPİNLER: Kaygı, depresyon, gerilim gibi semptomların tedavisinde kullanılan ilaçların ortak adı.
BETABLOKERİ: Psikiyatride, saldırganlık, kaygı, sosyal fobi, panik durumları gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
BİLİŞSEL-DAVRANIŞSAL TERAPİ: Esas itibariyle davranış değiştirme ilkelerine dayanan, ancak buna ilave olarak, davranışın doğrudan düzenlenmesi ve kontrolü için, hayal kurma, fantazi, düşünme, vb. gibi bilişsel süreçlere de yer veren bir psikoterapi türü.
BİLİŞSEL: Algı, akıl yürütme, sezgi ve bellek de dahil olmak üzere düşünme ve bilgi kazanma süreçleriyle ilgili.
BİPOLAR BOZUKLUK (Çift kutuplu rahatsızlık/Manik depresif bozukluk): Aynı insanda birbirine karşıt iki aşırı ruh halinin dönüşümlü olarak ortaya çıkmasıyla tanımlanan ağır bir duygusal rahatsızlık.
BULİMİA NEVROZA: Önce kontrolsüz bir şekilde ve aşırı miktarda yeme, daha sonra da ya boğazına parmak sokmak, ya da çeşitli ilaçlar kullanmak suretiyle kusarak yediklerini çıkarma, aşırı egzersiz, aşırı diyet, vb. yöntemlerle yediklerini vücudundan dışarı atma veya yakma çabalarıyla tanımlanan kronik bir yeme bozukluğu.
DEMANS (BUNAMA): Birden fazla zihinsel faaliyet alanında ortaya çıkan, derin, ilerlemeli, bazen kişilik, duygu ve davranış değişmelerini de içeren ve kişinin normal yaşayışını etkileyen organik bir zihinsel işlev kaybı.
DEPRESYON: Karamsarlık, kendine güvensizlik, çaresizlik, değersizlik duygusu, önemsiz nedenlerden ötürü suçluluk duyma ve kendini suçlama, sosyal yaşamdan çekilme, iştahsızlık veya aşırı yeme, uykusuzluk veya aşırı uyku, fiziksel hareketlerde yavaşlama, yoğunlaşamama, unutkanlık, kararsızlık, neşesizlik, halsizlik, baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler, normalde hoşlandığı etkinliklere veya yaşama karşı genel ilgisizlik, zevk alamama, aşırı durumlarda ölüm ve intihar düşünceleri, vb. ile tanımlanan ve belirlenebilir bir olaya bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal bir çökkünlük.
DOPAMİN: Merkezi sinir sisteminde hareket kontrolü, algı, duygu, motivasyon ve haz duygusu g,b, çeşitli süreçlerde rol aldığı sanılan bir nörotransmitter.
DUYGUDURUM BOZUKLUĞU: Fiziksel veya zihinsel başka bir rahatsızlıktan kaynaklanmayan,abartılı duygusal tepkilerle ve kişinin çevresindeki değişikliklerle ilgisi olmayan, yoğun coşkudan derin depresyona dek değişen ruh hali salınımlarıyla tanımlanan rahatsızlıklar.
HEZEYAN: Belli bir çağ ve toplum içinde gerçeğe uymayan, mantıklı tartışma ile değiştirilemeyen düşünce.
HİPERAKTİVİTE: Sürekli, aşırı hareketle tanımlanan düzensiz, aşırı hareketlilik.
HİPOKAMPÜS: Beynin, öğrenme, bellek ve duygu süreçlerinde önemli bir rol oynayan kısmı.
KAYGI BOZUKLUĞU: Belirlenebilir bir olayla, nesneyle, vb. orantılı olmayan tedirginlik, kaygı, korku vb. gibi olumsuz duygularla tanımlanan ve kişinin sosyal ve iş hayatında bozulmalara yol açan bir ruhsal rahatsızlık kategorisi.
MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK: Dışarıdan tetikleyici bir olay olmaksızın, kalıcı bir üzüntü veya etkinliklere, toplumsal yaşama yönelik ilgi kaybı, belirgin iştah veya kilo değişikliği, yorgunluk, güçsüzlük, değersizlik duyguları, yoğunlaşmama ve düşünme yetisinin azalması, kararsızlık, ölüm veya intihar düşüncelerine kapılma gibi belirtilerle tanımlanan bozukluk.
MANİ: Abartılı heyecan, abartılı iyimserlik, abartılı bir mutluluk duygusu, önemlilik duyguları, fiziksel aşırı etkinlik, dürtüsellik, savurganlık, yoğunlaşamama, dikkatsizlik, konuşma baskısı (uzun uzadıya, kontrolsüz, yüksek sesle, hızlı ve kesilmesi zor veya imkansız konuşma) , düşünce uçuşu vb. belirtilerle tanımlanan duygusal rahatsızlık.
MANİK: Mani evresini yaşayan kişi veya bu evreyle ilişkili
MELANKOLİ: Hüzün duyguları, ilgi ve inisiyatif kaybı, haz alamama, öz-saygının azalması, öz suçlamalara ve pişmanlıklara gark olma gibi belirtilerle kendini gösteren bir depresyon durumu.
MENTAL: Zihinsel
NEVROTİK: Nevrozla, bu hastalığı olan kişiyle veya bu özellikleri sergileyen davranışlarla, vb. ile ilgili.
NEVROZ: Organik veya nörolojik kökenli olmayan, gerçeklikle ilişkinin, bir miktar çarpıtmaya uğrasa da henüz kaybolmadığı ruhsal kökenli rahatsızlıkların ortak adı.
NÖROTRANSMİTTER: Sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan kimyasal yapılar.
PANİK ATAK: Sıklıkla aniden ortaya çıkan ve şiddetli tedirginlik, korku, dehşet, çaresizlik, kapana kısılmış olma duygularla, ölüm ve çıldırma korkularıyla ve nefes darlığı, boğulma hissi, çarpıntı, titreme, göğüs ağrısı, baygınlık, geçici felç vb. gibi fiziksel belirtilerle tanımlanan bir kaygı dönemidir.
PANİK RAHATSIZLIĞI: Beklenmedik bir şekilde veya belli durumlarda (görünürde gerçek bir tehlike içermeyen, ancak kişi tarafında tehlike olarak algılanan durumlarda) tekrarlanan panik ataklarla ve buna bağlı davranış değişimleriyle tanımlanır.
PARANOYA: Son derece sistemli, inatçı, kalıcı kuruntular, kuruntulu kıskançlık, kuşkuculuk, güvensizlik, kavgacılık, vb. özelliklerle tanımlanan ve net, tutarlı düşünme eşliğinde gelişen psikotik bir rahatsızlık. Kuruntular sinsi bir tarzda gelişir ve zamanla ussal ve tutarlı bir inanç sistemine dönüşür.
PLACEBO: Araştırmalarda gerçek ilacın yerine verilen, kimyasal açıdan etkisiz, tıbbi veya farmakolojik etkisi bulunmayan “şeker hapı” gibi madde.
PLACEBO ETKİSİ: Hastanın, farmakolojik veya tıbbi bir değeri bulunmayan bir placeboya veya tekniğe olumlu bir tepki vermesi.
POST TRAVMATİK STRESS BOZUKLUĞU: Saldırı, tecavüz, bombardıman, sel, deprem, esir kampı, işkence, aile içi şiddet, kaza, kafa travması vb. gibi aşırı stres yükleyici, travmatik bir olayın yol açtığı bir bozukluk.
PSİKOAKTİF: Bilinç düzeyini, ruh halini, zihinsel ve algısal süreçleri veya davranışları etkileyen ilaçların ortak adı.
PSİKOPATi: Ahlaki değerlere, suçluluk ve merhamet duygularının olmadığı ve kolayca saldırgan, antisosyal davranışların sergilendiği ağır ruh hastalığı.
PSİKOSOMATİK: Ruhsal ve bedensel etkenlerin etkileşimi; ya da hem ruhsal hem de bedensel (organik) etkenlerden kaynaklanan hastalık.
PSİKOZ: Gerçeklikle ilişkinin tamamen kaybolması, normal sosyal işleyişin bozulması ve aşırı kişilik değişimleriyle tanımlanan organik veya işlevsel kaynaklı ağır bir ruh hastalığı.
OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK: Bunaltı yaratacak ve kişinin normal işleyiş yetisini, çalışma düzenini, sosyal etkinliklerini veya ilişkilerini bozacak şiddette tekrarlanan saplantılar (irade dışı gelen, bireyi tedirgin eden, bilinçli çaba ile kovulamayan, inatçı biçimde yineleyen düşüncelerdir) ve zorlantılarla (çoğu kez saplantılı düşünceleri kovmak için yapılan, irade dışı yinelenen hareketlerdir) tanımlanır.
OBSESİF-KOMPÜLSİF KİŞİLİK: Aşırı düzenlilik, kusursuzculuk, katılık, uzlaşmazlık, aşırı özdenetim ve sorumluluk duygusu gibi özelliklerle tanımlanan inatçı bir kişilik yapısı.
OTİZM: Tipik olarak yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve sosyal anlamda çevreye tepkisizlikle, sözlü veya başka türlü iletişim güçlükleriyle, içe kapanmayla, gerçeklikten uzaklaşmayla, aşırı nesne bağımlılığıyla, monoton, tekrarlamalı hareketlerle tanımlanan gelişimsel, nörolojik bir hastalık.
SEROTONİN: Sinir hücrelerinde ve bazı dokularda bulunan ve sinir hücreleri arasındaki sinyal alışverişini düzenleyen bir nörotransmitter. Birçok bedensel, duygusal-davranışsal süreçte etkili olan serotonin, depresyon, kaygı bozuklukları, şiddet davranışları, şizofreni, bulimia vb. gibi birçok rahatsızlıkta önemli bir rol oynar.
SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA: Bir tür davranış terapisi. Terapide kişiye ilk önce derin kas gevşetme egzersizleriyle rahatlaması öğretilir, daha sonra en hafifinden başlayarak en yoğununa doğru, temel sorunla ilişkili kaygı yaratan çeşitli durumlar sıralanır; hasta daha sonra hayalinde veya gerçek yaşamda yine en hafifinden başlayarak ve rahatlama egzersizleriyle birlikte bu kaygı durumlarına maruz bırakılır.
ŞİZOFRENİ: Kişiliğin parçalanması, dış dünyayla olan bağların kopması, gerçeklik duygusunun kaybolması ve içeyönelik(otistik) düşünce yapısının yerleşmesiyle kendini belli eden bir psikoz.
TRAVMA: Dışarıdan bir etkenin yol açtığı fiziksel ya da ruhsal yara. Fiziksel travmalar arasında kafaya alınan darbeler, kesikler, yanıklar vb. sayılabilir. “Bireyin kişiliği ve ruhsal yapısı üzerinde şu veya bu ölçüde kalıcı bir etki bırakan olağandışı, felaket niteliğinde bir yaşantının anılarından kaynaklanan bir rahatsızlık ve bunaltı durumu” olarak tanımlanabilen ruhsal travmalar arasında ise deprem,sel,yangın vb. gibi afetler,savaş,ırk veya din ayrımcılığı,boşanma,reddedilme,çocuk istismarı, tecavüz,işkence,vb. yaşantılar sayılabilir.
UNİPOLAR DEPRESYON (Tek kutuplu depresyon): Kişinin, sadece tekrarlayan depresif belirtiler sergilediği, ancak manik hal yaşamadığı bir tür depresyon.
Alışılmadık Güzellik Önerileri
Sivilce üzerine sürülen diş macunu veya saça uygulanan sirke gibi ilk başta komik gelen tavsiyeleri yabana atmayın. Bazıları gerçekten işe yarıyor.
1. Saç Diplerinize Pudra Uygulayın Saçınız yağlı bir görünüme sahipse, geniş uçlu bir makyaj fırçasını mineral bir pudranın içine batırın. Fırçanın ucunda kalan fazlalığı azaltmak için sapına elinizle hafifçe vurduktan sonra pudrayı saç diplerinize uygulayın. Uyguladığınız pudra fazla yağı emerek saç tutamlarınız arasına karışacak. Bize inanın, kimse duş almaya vaktiniz olmadığını anlayamayacak.
2. Tutamlarınıza Parfüm Sıkın Saçlarınıza az bir miktar parfüm sıkın. Büyük uçlu bir fırça yardımıyla saç diplerinizden başlayarak uçlarına kadar tarayıp kokuyu dağıtın. Tüm gün muhteşem kokacaksınız.
3. Nasırlarınızı Vazelin ile İyileştirin Yatmadan önce nasırlarınıza vazelin uygulayın. Ardından çoraplarınızı giyin ve yatın. Sertleşmiş nasırlarınızı, vazelin gece boyunca yumuşatacak.
4. Akan Makyajınızı Düzeltin Makyajınızı yeniden yapmak için zamanınız yoksa, bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın yalnızca akmış veya bulaşmış bölgelerini silin.
5. Kızarıklığınızı Giderin Spordan sonra oluşan kızarıklığınız saatlerce sürüyorsa, spor salonundan çıkmadan önce antihistaminik etkili bir ilaç kullanabilirsiniz. Öncesinde mutlaka doktorunuza danışın.
6. Vücudunuzu Avokado ile Yumuşatın Taze bir avokado satın alın. Çekirdeğini çıkartıp kabuklarını soyun ve meyveyi tüm vücudunuzda gezdirin. Bu işleme 20 dakika boyunca devam ettikten sonra duşa girin. Avokado meyvesi doğal bir nemlendirici olduğu için cildinizin ne kadar yumuşadığına inanamayacaksınız.
7. Tırnağınızı Yapıştırın Kırıldığı zaman tırnağınızı koparmak yerine, bir damla Japon yapıştırıcısını kırıldığı yere damlatın. Üzerine en sevdiğiniz ojeden yoğun bir tabaka sürün. Kırık çizgiyi kamufle etmek için kırmızı, bordo veya mercan gibi ışık geçirmeyen mat renkleri tercih etmelisiniz.
8. İnatçı Rujlara Makyaj Temizleyicisi Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmaya çalışmayın. Ruj ağzınızın çevresine dağılarak kötü bir görüntüye sebep olabilir. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kağıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olacaktır.
9. Kaşlarınız Göz Kremiyle Kontrol Altında Yoğun bir göz kremini kaşlarınıza uygulayarak onları da nemlendirmeniz mümkün. Ayrıca kepeğe benzeyen o beyaz zerreciklerden de kurtulmuş olacaksınız.
10. Cildinizi Kabartma Tozuyla Parlatın Uyguladığınız bir otobronzan sonrasında cildinizde çizgiler meydana geldiyse, banyo lifinin üzerine koyacağınız bir miktar kabartma tozu ile cildinizi ovarak bu çizgilerden kurtulabilirsiniz.
11. Fırçanıza Saç Spreyi Uygulayın Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını koruyacak.
12. Nemlendiricinize Bebek Yağı Katın Parlak ama çok yağlı görünmeyen bacaklara sahip olmak için günlük vücut nemlendiricinizin içine bir damla bebek yağı ekleyin.
13. Bitki Yağından Yararlanın Tırnakların etrafını çevreleyen ölü derilerin sertleşip şeytantırnağına dönüşmemesi için, bu bölgelere bir miktar kayısı yağı damlatın.
14. Uçuğunuzu Kremle Yatıştırın Uçuğun çıkmaya başladığını hissettiğiniz anda üzerine bir miktar yoğun formüllü nemlendirici sürerek daha kötü bir hale gelmesini önlemiş olursunuz.
15. Göz Kaleminizi Dondurun Göz kaleminizin ucu uygulama sırasında dağılıyorsa, onu 15 dakikalığına buzluğa koyun. Çıkardığınızda ucunun sert olduğunu ve cildinizde rahatça hareket ettiğini hissedeceksiniz
kaynak:Cosmopolitan
Gönderen
hobilerim
zaman:
5/06/2008
0
yorum
Etiketler: CİLT BAKIMI, GÜZELLİK ÖNERİLERİ, KADINCA
2.05.2008
CİCİ KIZLARA CİCİŞ ÇANTALAR YAPMANIN ZAMANI :)))
Gönderen
hobilerim
zaman:
5/02/2008
0
yorum
Etiketler: ÇANTA MODELLERİ, HOBİ, KADINCA, ÖRĞÜLER, SİPARİŞ ÖRĞÜLERİM
15.04.2008
CİLT TÜRLERİ VE ÖZELLİKLERİ
-Normal-Karma Cilt : Normal cildin görüntüsü, rengi düzgün ve sağlıklıdır.Alın çevresi , burun, çene bölgeleri hafif yağlı, diğer bölgeleri ise kuru olabilir.
-Kuru Cilt : Kuru bir cilt yapısına sahip olanlar yüzlerinde gerginlik hisseder. Bilhassa sabun ile yüzlerini temizlikten sonra bu gerginlik hissi çok daha fazla olur. Kuru cilt genellikle pul pul olur ve çabuk kırışır. Yer yer kızarıklıklar olabilir.
-Yağlı Cilt : Yağlı ciltlerde lekeler ve siyah noktalar oldukça fazladır.Ayrıca bu cilt tipi geniş gözeneklidir.
-Hassas Cilt : Hassas cildin gözenekleri iyi görünmesine rağmen, cildin ince yapılı olmasından dolayı alerjiye ve diğer cilt sorunlarına karşı oldukça hassastır
Nasıl Bir Ürün Kullanmalıyız
-Kuru Cilt: Kuru ciltlerde özellikle alkol içeren ürünlerden uzak durmak gerekli. Bu tip ürünler cildimizdeki nemi söküp atar. Yumuşak ve sabun içermeyen sıvı temizleyici ile cildi temizledikten sonra cildin nem kaybını minimuma indiren nemlendirici kremler kullanmak gerekir. Ayrıca güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi korumak için SPF 15 içeren bir ürünü her gün dışarıya çıkmadan yarım saat önce kullanmalıyız
-Yağlı Cilt: Yağlı cilde sahip olanlar aşırı yağlı ürünlerden uzak durmalıdır. Yağlı ciltler yağ bağlayıcı sıvı ya da jel temizleyiciler kullanmalıdır. Krem bazlı sabunları kullanmamak gerekir. Losyon gibi suyu ciltte tutan nemlendirici kremleri kullanmak gerekir. Özellikle ergenlik çağında olan gençlerde çok sık görülen hormon değişiklikleri yağlı ve sivilce oluşumuna yatkın ciltlerin temizliği ve uzman doktor tarafından tavsiye edilen ürünlerin düzenli bir şekilde kullanılması önemlidir. Yağ içermeyen (oil-free) güneşin zararlı ışınlarından koruyan kremler kullanın.
-Karma Cilt: Karma ciltte T bölgesi olarak bilinen yüzün yağlı kısımları olan yanak, alın burun, çene çok daha yağlıdır. Diğer bölgelerde ise kuruluk vardır.. Normal karma cilt için kullanılan temizleme maddeleri yanaklar için daha uygundur. Diğer bölgelerde ise daha sert etki yapar. Bu yüzden sadece cildin ihtiyaç duyulan yerlerine uygulanması gereken ürün T bölgesinde sivilcelenmelere yol açabilir. Yağ içermeyen (free-oil) ve güneş ışınlarından koruyan kremler kullanabilirsiniz.
Gönderen
hobilerim
zaman:
4/15/2008
0
yorum
Etiketler: CİLT BAKIMI, KADINCA









